çok ciddi görünüyorlardı:)
çok şekerler
bu da benim yemeğim. bunun tamamı bir porsiyon. türkiyede olsa bir tanesini tamamı fiyatına yerdik. hepsinin tadı nefisti ama hiçbirini bitiremedim. arkadaşımla sevgilisi hepsini yedi, bitirdi. sonra bi kendi kiloma baktım bi onlara, "Allah'ım sen nelere kadirsin!" dedim. ezikliğime doymıyım.
kitapçıya girdik belki bana korece kitabı buluruz diye
bu aşırı meşhurmuş korede
bu da biziz :)
sonra coex'in karşısındaki budist tapınağına gittik. Giin aslında hristiyan ve budizm hakkında pek bir şey bilmiyor ama sırf ben geziyim diye getirdi beni sağolsun.
bunlar hep tanrıymış
her yerde bu fenerlerden vardı, insanlar dileklerini, ad soyadlarını ve en komiği ev adreslerini yazıyormuş üzerine. adrese teslim dilek :D
işte budist tapınaklarının en güzel yanı yemyeşil olması
içeriye kafa uzattık, duyduğum kadarıyla almıyorlarmış
budacıklar
bunların hepsini ben doldurdum, baktım eve teslim, ahhaha :D
bu da başka tür bi inanış heralde. bizim yakantop oynarken yaptığımız gibi üst üste taşlar diziyorlar.
küçücük minicik tanrıcıklar
bu heykel o kadaaar büyüktü ki nasıl yapıldığına akıl sır erdiremedik
Giin bunun ünlü birinin aracı olabileceğini söyledi.
Sonra Coex'e geri döndük.
bu kutular çok güzeldi ama çok pahalıydı. özel kore süslemesiymiş
alışveriş merkezi o kadar büyüktü ki kaybolduk. içinde yok yok. casino bile var, ama koreliler oynayamıyormuş. sadece yabancılar giriyormuş. nese, bu ekranı da dikkati çeken, şahane bir kore icadı olduğu için paylaşıyorum: kendisi alışveriş merkezinde kaybolduğunuzda neyin nerede olduğunu gösterip bi de yol tarifi veriyor. kerata.
bu da ayrı bi kore icadı. bi kahve içelim dedik, siparişi verdik adam elimize bunu verdi. ben saftirik gibi bakınıp orasını burasını açmaya çalışırken Giin açıklamayı yaptı: koreliler beklemeyi sevmediği için böyle bişi çıkarmışlar. titreşim cihazıymış, kahve olunca titriyormuş. çok sevdim. sonra arkadaşımla kore ve türkiye'deki telekomunikasyon gelişimi üzerine konuştuk. haklı olarak en iyisinin korede olduğunu söyledi. ezik ezik sustum. bizde metronun altında telefonlar bile çekmezken, burada kaç kat altta wireless var. bizim ülkemiz de birazcıcık gelişse iyi olacak da, kavgadan didişmeden yer kalmıyor ki
Ben diyorum, gelme geri diye de işte! Arkadaş bizi burada kandırıyorlar, cennet vatanımız diye. Adamlar bok çukurlarını adam edip, yaşanabilecek mükemmel yerler haline getiriyor. Bizimkiler "cennet" vatanın affedersin içine ediyor!!
YanıtlaSilhahaha yine başladın küfürbazlığına pis çocuk, bugün burada yaşayan bi türk dönerciyle karşılaştık o da aynılarını söyledi hahaha :D
YanıtlaSilİşte aklın yolu bir. Yani, memleket iyi güzel hoş ama, öyle kalmıyor ki. Ha şunu da bir noktada kabul etmekte fayda var, onların ülkelerinin de mükemmel olduğu söylenemez ama en azından bizimki ile aralarında bir 80 senelik fark var. Bu 80 seneyi kendim yaşlanarak beklemek gibi bir niyetim yok. Babamın çok güzel bir lafı var bana her fırsatta söyler sırf laf sokayım diye; "Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok" diye. Demek istediği olması gerekenler belirlenmiş, bir daha bizim burda belirlensin diye vakit geçirmeye gerek yok. Da küfür derken ben onu anlamadım ?! Bence burada bırak küfrü ufak bir hakaret bile yok yani, en azından benim konuşma şeklim için.
YanıtlaSilorası çok doğru insan burada kendini güvende hissediyor gerçek anlamda. her şey o kadar düzenli ki hayret ediyoruz buna nasıl kafa yormuşlar diye. aşırı çalışkan insanlar biz türkler de tembelliğin dibine vurmuşuz ama yine de insanın ülkesi gibisi yok be hacı :D
YanıtlaSil