23 Ağustos 2012 Perşembe

Giin'le Coex'te!!

Geldiğimin ertesi günü biricik koreli arkadaşım Giinle buluşmak üzere sözleşmiştik. Kendisi sağolsun evimin bütün uzaklığına rağmen beni kapıdan alıp yine evime çok uzak olan bi alış veriş merkezine götürmek için erkek arkadaşını çağırmış, onun da arabası vardı, hehe :) yolda bi yarım saatlik mesafe kat ettikten sonra birden beynime bi şok dalgası: cüzdanımı unutmuştum!! onun utancı, sıkılması.. cebimde hiç para olmayı--- aaaa, paralarımı da pantolonumun cebinde unutmuşum, çamaşır makinesine attığım pantolonun. tabi bu şokları yaşarken hiç renk vermiyorum, beynimde kendimi azarlarken :D Giin'in erkek arkadaşı bizi japon lokantasına götürdü, benim için etsiz bi şeyler bulmak çok zor oldu. hatta Giin domuz eti yemiyorsan pork cutlet de mi yiyemezsin dedi, ki o domuz etinin pane sosuna batırılmış hali olur :D
çok ciddi görünüyorlardı:)


çok şekerler

bu da benim yemeğim. bunun tamamı bir porsiyon. türkiyede olsa bir tanesini tamamı fiyatına yerdik. hepsinin tadı nefisti ama hiçbirini bitiremedim. arkadaşımla sevgilisi hepsini yedi, bitirdi. sonra bi kendi kiloma baktım bi onlara, "Allah'ım sen nelere kadirsin!" dedim. ezikliğime doymıyım.

kitapçıya girdik belki bana korece kitabı buluruz diye

bu aşırı meşhurmuş korede


bu da biziz :)


sonra coex'in karşısındaki budist tapınağına gittik. Giin aslında hristiyan ve budizm hakkında pek bir şey bilmiyor ama sırf ben geziyim diye getirdi beni sağolsun.

bunlar hep tanrıymış





her yerde bu fenerlerden vardı, insanlar dileklerini, ad soyadlarını ve en komiği ev adreslerini yazıyormuş üzerine. adrese teslim dilek :D






işte budist tapınaklarının en güzel yanı yemyeşil olması

içeriye kafa uzattık, duyduğum kadarıyla almıyorlarmış




budacıklar


bunların hepsini ben doldurdum, baktım eve teslim, ahhaha :D





bu da başka tür bi inanış heralde. bizim yakantop oynarken yaptığımız gibi üst üste taşlar diziyorlar.


küçücük minicik tanrıcıklar




bu heykel o kadaaar büyüktü ki nasıl yapıldığına akıl sır erdiremedik





Giin bunun ünlü birinin aracı olabileceğini söyledi.
Sonra Coex'e geri döndük.

bu kutular çok güzeldi ama çok pahalıydı. özel kore süslemesiymiş


alışveriş merkezi o kadar büyüktü ki kaybolduk. içinde yok yok. casino bile var, ama koreliler oynayamıyormuş. sadece yabancılar giriyormuş. nese, bu ekranı da dikkati çeken, şahane bir kore icadı olduğu için paylaşıyorum: kendisi alışveriş merkezinde kaybolduğunuzda neyin nerede olduğunu gösterip bi de yol tarifi veriyor. kerata.

bu da ayrı bi kore icadı. bi kahve içelim dedik, siparişi verdik adam elimize bunu verdi. ben saftirik gibi bakınıp orasını burasını açmaya çalışırken Giin açıklamayı yaptı: koreliler beklemeyi sevmediği için böyle bişi çıkarmışlar. titreşim cihazıymış, kahve olunca titriyormuş. çok sevdim. sonra arkadaşımla kore ve türkiye'deki telekomunikasyon gelişimi üzerine konuştuk. haklı olarak en iyisinin korede olduğunu söyledi. ezik ezik sustum. bizde metronun altında telefonlar bile çekmezken, burada kaç kat altta wireless var. bizim ülkemiz de birazcıcık gelişse iyi olacak da, kavgadan didişmeden yer kalmıyor ki

4 yorum:

  1. Ben diyorum, gelme geri diye de işte! Arkadaş bizi burada kandırıyorlar, cennet vatanımız diye. Adamlar bok çukurlarını adam edip, yaşanabilecek mükemmel yerler haline getiriyor. Bizimkiler "cennet" vatanın affedersin içine ediyor!!

    YanıtlaSil
  2. hahaha yine başladın küfürbazlığına pis çocuk, bugün burada yaşayan bi türk dönerciyle karşılaştık o da aynılarını söyledi hahaha :D

    YanıtlaSil
  3. İşte aklın yolu bir. Yani, memleket iyi güzel hoş ama, öyle kalmıyor ki. Ha şunu da bir noktada kabul etmekte fayda var, onların ülkelerinin de mükemmel olduğu söylenemez ama en azından bizimki ile aralarında bir 80 senelik fark var. Bu 80 seneyi kendim yaşlanarak beklemek gibi bir niyetim yok. Babamın çok güzel bir lafı var bana her fırsatta söyler sırf laf sokayım diye; "Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok" diye. Demek istediği olması gerekenler belirlenmiş, bir daha bizim burda belirlensin diye vakit geçirmeye gerek yok. Da küfür derken ben onu anlamadım ?! Bence burada bırak küfrü ufak bir hakaret bile yok yani, en azından benim konuşma şeklim için.

    YanıtlaSil
  4. orası çok doğru insan burada kendini güvende hissediyor gerçek anlamda. her şey o kadar düzenli ki hayret ediyoruz buna nasıl kafa yormuşlar diye. aşırı çalışkan insanlar biz türkler de tembelliğin dibine vurmuşuz ama yine de insanın ülkesi gibisi yok be hacı :D

    YanıtlaSil